manset

Ayşe Başkan ile Kent Vizyonu & Bisikletli Yaşam

Merhaba, Kent okurları, ilk sayımıza konuk olan Ayşe Başkan’la, şehrin ritmini değiştiren bisiklet yolları üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Pedal seslerinin sokaklara kattığı hareketten, kültürel alışkanlıklarımızı nasıl dönüştürdüğüne ve sosyal hayatı nasıl canlandırdığına kadar pek çok konuyu konuştuk. Sürdürülebilir bir kent için atılan her adımın, geleceğe bırakılan bir nefes kadar değerli olduğunu hatırlatan bu söyleşi, Eskişehir’in dönüşen bisikletli ulaşım kültürünü keşfetmek isteyenler için yeni bir pencere aralayacak. Bir bisiklet kullanıcısı olarak Başkanımızın şehrimize kattığı bu vizyonu kendi kelimeleriyle sizlere aktarmak benim için paha biçilmez bir deneyim oldu. Çok uzatmadan sizleri söyleşiyle baş başa bırakıyorum. 

Sayın Başkan, Eskişehir özellikle son yıllarda bisiklet dostu bir şehir olarak anılıyor. Sizce bu dönüşümün arkasında nasıl bir vizyon var? Bu şehir, bisikletle nasıl bir kimlik kazanıyor?

Eskişehir’in bisiklet dostu bir şehir olması aslında tesadüf değil; şehrimizin demografik ve coğrafi yapısının doğal bir sonucu. İşçi, memur, beyaz yaka gibi emekçilerimizin yanı sıra, üniversitelerimizin katkısıyla genç ve öğrenci nüfusunun da oldukça yüksek olduğu bir kentiz. Bunun yanında şehir merkezimiz için “düz ayak” tabiri gerçekten de yerinde bir tanım. Erişilebilirlik kolay; bu da günlük yaşamda bisikleti tercih etmeyi son derece pratik hale getiriyor.

Hatta TRT arşivlerinde yer alan 1972 yılına ait bir görüntü, bu kültürün ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. o dönemde TÜLOMSAŞ’ta, kış günü çekilmiş o karelerde işe bisikletle gidip gelen yüzlerce emekçiyi görebiliyoruz. Dolayısıyla Eskişehir’de bisiklet, bugün yeniden hatırladığımız bir kültür aslında. Bu dönüşümün arkasında “yaşanabilir şehir” vizyonu var; yani dengeli, doğayla uyumlu ve insanı merkeze alan bir şehir. 

 Bisikletli ulaşım denince akla bisiklet yolları değil, bir yaşam biçimi geliyor. Belediyenin bu konudaki yaklaşımı şehir kültürünü nasıl etkiliyor, insanlar arasında nasıl bir farkındalık oluşuyor?

Bisikletli ulaşım, bir ulaşım politikasından çok bir kültürel değişim projesi. Planlama yaparken yalnızca teknik kriterlere değil, güvenlik, erişilebilirlik ve toplumsal fayda ilkelerine de odaklandık. Bisiklet yollarını toplu taşıma hatlarıyla, park alanları ve yeşil alanlarla bütünleştirdik. Bu da kent için fiziksel değil, kültürel bir dönüşüm için ivme yarattı. Böylece Eskişehir, bisikletli ulaşımın kent kültürünün bir parçası haline gelmesiyle birlikte, zamanla daha yeşil ve daha yaşanabilir bir şehir kimliği kazanacak.

 Sürdürülebilir kentler denince genelde büyük şehirler örnek gösteriliyor. Eskişehir bu konuda nasıl bir model oluşturuyor sizce? 

Eskişehir’in avantajı, yönetilebilir ölçekte bir şehir olması. Bu sayede daha bütüncül planlama yapmak mümkün. Biz, büyük şehirlerin aksine, dengeli gelişimi tercih ediyoruz. Bisikletli ulaşım, toplu taşıma ve yaya öncelikli planlar bu dengenin ana unsurları. Eskişehir, orta ölçekli şehirlerin sürdürülebilirlikte nasıl öncü olabileceğini gösteren güzel bir örnek. Kentimiz, çevre bilinci yüksek, planlı altyapısı güçlü ve katılımcı yönetim anlayışıyla Türkiye’de emsal alınabilecek bir model oluşturuyor.

 Şu anda şehir genelinde bisiklet yollarının hangi etapları tamamlandı, kaç kilometrelik bir ağdan söz ediyoruz?

3 etaptan oluşan Bisiklet Yolları ve Park İstasyonları Yapım İşi projemizin 1. etabını tamamlamak üzereyiz; bu da 25 kilometrelik bisiklet yolu ve 10 noktada bisiklet park istasyonuna tekabül ediyor. 2. etabı da bitirdiğimizde, ilgili Bakanlık tarafından yayımlanan “Bisiklet Yolları Yönetmeliği”ne uygun 13 kilometrelik bisiklet yolları ve 26 farklı noktada bisiklet park istasyonlarımızı tamamlamış olacağız.

2. ve 3. etaplar hakkında da çok konuşuluyor. Bu etaplarda ne tür yenilikler olacak, hangi bölgeler projeye dahil ediliyor?

1. etap projemiz, şehrin en yoğun ve en canlı alanlarından geçmektedir. 2. etap ise 1. etap güzergâhını tamamlar nitelikte olup, Eskişehir Osmangazi Üniversitemize, Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkımıza değerek tren garı üzerinden Fabrikalar Bölgesi olarak bildiğimiz alanda 1. etaba bağlanmaktadır. Amaç, hem eğitim ve kültür bölgelerini hem de üretim ve istihdam merkezlerini bisiklet ağı üzerinden entegre etmek. Bu sayede iş, okul ve sosyal yaşam alanları arasında bisikletle erişim artık çok daha kesintisiz hale gelecek.

Üçüncü etap ise bu yapıyı tamamlayan bir üst kademeyi oluşturuyor. Bu hat, şehir içinde bisikletlilerin güvenli geçişini sağlayan sürekli ve ölçülebilir bir bisiklet omurgası niteliğinde. Yani projenin artık fiziki olmasının yanı sıra, şehir sistemine entegre bir ulaşım altyapısı haline geliyor.

Bu tür projelerde en büyük zorluklar genellikle kara yolu bağlantılarında ve şehir içi düzenlemelerde yaşanıyor. Eskişehir özelinde karşılaştığınız başlıca zorluklar nelerdi? Halktan gelen tepkiler, öneriler hatta eleştiriler karar süreçlerinizi nasıl etkiliyor?

En büyük zorluk, mevcut altyapıyı dönüştürmekti. Şehrin bazı noktalarında yolların darlığı ya da özel mülkiyet sınırları planlamayı zorlaştırabiliyor. Buna rağmen birçok kavşakta araç trafiğini olumsuz etkilemeden, en önemlisi de bisikletlilerin güvenliğini ön planda tutarak çalışmalar yürüttük. Ayrıca sürücü alışkanlıkları da önemli bir etken. Ancak sürekli bilgilendirme kampanyaları, özel etkinlikler ve medya iletişimiyle bu farkındalığı arttırıyoruz. Artık sürücüler de bisikletlilerin kent yaşamının bir parçası olduğunu daha fazla kabulleniyor.

Bu süreçte çok paydaşlı bir model izliyoruz; Emniyet Müdürlüğü, Karayolları 46. Şube, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla koordine bir şekilde çalışıyoruz. Kurulan Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Komisyonu da bu iş birliğinin önemli bir parçası. Her kurumun katkısı değerli, çünkü bisikletli ulaşım tüm kentin sahiplenmesi gereken bir konu.

Elbette halktan gelen eleştiriler ve öneriler de süreci şekillendiriyor. Başlangıçta bazı alışkanlıkları değiştirmek kolay olmasa da zamanla vatandaşlarımızın bisiklet yollarını benimsediğini görüyoruz. Belediyemize gelen geri bildirimler doğrultusunda güzergâhları, güvenlik önlemlerini ve düzen noktalarını iyileştirdik. Kullanıcılarımızın en büyük beklentisi güvenlikti; bu nedenle çoğu cadde ve bulvarda araç ve yaya trafiğinden arındırılmış bisiklet yolları oluşturuldu. Vatandaşlarımızın önerileriyle talep edilen ve teknik olarak uygun görülen noktalarda proje revizyonları yaptık. En önemli başarımız ise şu: proje yaşayan, halkla birlikte gelişen bir yapıya dönüştü.

Şehir planlamasında insan odaklı ulaşım çok konuşulan bir kavram. Sizce Eskişehir’in bisiklet vizyonu bu kavramı günlük yaşantıda nasıl görünür kılıyor?

İnsan odaklı planlama, 2000’li yıllardan itibaren kent politikamızın temelidir. Eskişehir’de ulaşımı değerlendirirken her zaman şu soruyu soruyoruz: Vatandaşımız bu kentte yürüyerek, bisikletle ya da toplu taşımayla ne kadar güvenli, konforlu ve keyifli bir şekilde hareket ediyor.

Bisiklet yolları, yaya öncelikli caddeler, geniş yeşil alanlar ve erişilebilir kamusal mekânlar bu vizyonun parçasıdır. Projemiz, okullardan tramvay duraklarına, parklardan üniversite kampüslerine kadar günlük yaşamın her noktasına dokunuyor. Böylece bisiklet sadece bir hobi değil, bir ulaşım alternatifi haline geliyor.

Geleceğe baktığınızda, bisikletli ulaşımın Eskişehir’de sadece yollarla sınırlı kalmayıp kültürel, ekonomik ve sosyal yaşamla da bütünleştiği bir kent kimliği oluşturma potansiyelini nasıl görüyorsunuz?

Bisiklet, turizmi, sanatı, eğitimi ve ekonomiyi bir araya getiren bir araç haline gelebilir. Özellikle Odunpazarı ve Porsuk çevresi gibi bölgelerde bisiklet rotalarını kültürel duraklarla ilişkilendiren projelerimiz var. Böylece ziyaretçiler şehri daha yavaş, daha derin ve çevreyle daha iç içe bir şekilde deneyimleyebilecek. Aynı zamanda üniversite öğrencilerinin günlük ulaşım alışkanlıklarında bisikletin daha fazla yer alması için kent–kampüs bağlantılarını da güçlendiriyoruz.

Eskişehir’in sosyal yapısı da bu dönüşümü destekliyor. Çünkü bu şehir, kamusal alanlarda sosyalleşmeyi, birlikte vakit geçirmeyi seven bir kent kültürüne sahip. Bisiklet yolları da bu kültürün doğal bir uzantısı haline geliyor. Bugün özellikle Adalar bölgesi, üniversite çevreleri, Kentpark ve İsmet İnönü-1 aksı boyunca insanların, nefes almak, sosyalleşmek ve şehirle bağ kurmak için de bir araya geldiklerini görüyoruz.

Bu bizim için çok kıymetli bir dönüşüm. Hedefimiz, bisiklet yollarını ulaşım alt yapısı olmak dışında, kamusal yaşamı güçlendiren, insanları buluşturan ve Eskişehir’in estetik, kültürel ve sosyal dokusunu zenginleştiren bir araç olarak geliştirmek.

Son olarak, Eskişehir’lilere ve özellikle genç kuşaklara sürdürülebilir ulaşım konusunda ne söylemek istersiniz? Bisiklet, bu şehrin geleceğinde nasıl bir sembol olabilir?

Genç kuşaklar değişimin gerçek aktörleri. Onlara en büyük mesajım şu: Bisiklet sadece bir ulaşım aracı değil, bir duruş, bir yaşam biçimi. Eskişehir her zaman gençliğiyle, dinamizmiyle ve yeniliklere açıklığıyla öne çıkan bir şehir oldu. Sürdürülebilir ulaşım da bu ruhun bir yansıması aslında.

Gençlerimizin çevreye, doğaya ve yaşadıkları kente olan duyarlılığını çok önemsiyorum. Onların enerjisiyle Eskişehir’i daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir şehir haline getireceğimize inanıyorum.

Bisiklet, bu dönüşümün en güçlü sembollerinden biri. Hem özgürlüğü, hem çevre bilincini hem de şehirle kurduğumuz samimi bağı temsil ediyor. Biz de belediye olarak bu bilinci büyütmeye, bisikletli ulaşımı kentin kimliğinin kalıcı bir parçası haline getirmeye kararlıyız. Çünkü Eskişehir’in geleceği, pedallarıyla yönünü belirleyecek o gençlerin ellerinde.