Sanat

Müziği Mesleğe, Mesleği Aşka Dönüştürmek

Bazı hikâyeler küçük yaşta tutulan bir enstrümanla başlar. Bazıları ise cesaretle atılan ilk adımla büyür.

Umur Sağdıç’ın hikâyesi, müziği yalnızca icra eden bir sanatçının değil; onu paylaşmayı, öğretmeyi ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmeyi hayal eden bir müzisyenin yolculuğu. Çocuk yaşta girdiği konservatuvardan, Eskişehir’in bugün en bilinen müzik merkezlerinden biri olan Music Office ve Music Office Akademi’ye uzanan bu yol; disiplin, emek ve tutkuyla örülmüş bir başarı hikâyesi.

Kent Dergisi’nin “İşini Aşkla Yapanlar” dosyasında, müziği mesleği olmaktan öte bir yaşam biçimi hâline getiren Umur Sağdıç ile konuştuk. Bu söyleşi; bir işletmenin nasıl kurulduğunu değil, bir hayalin nasıl sabırla büyütüldüğünü anlatıyor.

Okurlarımız için sizi tanıyalım. Umur Sağdıç kimdir?

1991 Eskişehir doğumluyum. İlkokul yıllarında müzik öğretmenimin yönlendirmesiyle çocuk korosuna girdim. Ardından Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın yetenek sınavlarına girdim ve keman bölümüne kabul edildim. Ortaokuldan üniversiteye kadar tüm eğitimimi konservatuvarda tamamladım. Keman, hayatımın merkezinde büyüdü.

Music Office nasıl doğdu? Bu yolculuk ne zaman başladı?

Üniversiteye başladığım yıl, 2010’da Music Office’i kurduk. Henüz çok gençtim ama hayalim netti. Eskişehir’de hem konservatuvar öğrencilerine hem profesyonel müzisyenlere hem de müziği hobi olarak yapmak isteyenlere hitap eden yeni nesil bir müzik merkezi kurmak istiyordum.
İlk zamanlar çok mütevazıydı. Sıfıra yakın bütçe, ikinci el eşyalar, aile desteği… Ama samimi bir ortamımız vardı. Bir öğrenciyle başladık, zamanla büyüdük.

Eğitimle ticareti aynı anda yürütmek zor olmadı mı?

Çok zordu. Konservatuvar eğitimi ciddi bir disiplin ister. Günlük saatlerce etüt yapmanız gerekir. Ben gündüz derslere giriyor, iş yerinde çalışıyor; gece yarılarına kadar keman çalışıyordum. Ama bu iş benim için bir yük değil, tutkuydu. İşini aşkla yapmak tam olarak buydu benim için.

Music Office’in mağazaya dönüşmesi nasıl gerçekleşti?

Öğrencilerimize enstrüman temin etmeye başladık. Bir süre sonra fark ettik ki aslında mağazalaşıyoruz. Ardından büyük markalarla yollarımız kesişti. Bugün Eskişehir’de birçok prestijli markanın yetkili bayisiyiz. Hâlâ aynı firmalarla çalışıyoruz. 

Eğitim tarafı ne zaman akademiye dönüştü?

Benim en büyük hayalim, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir müzik okulu kurmaktı. Çünkü müzik eğitimi; yalnızca yetenekle değil, ciddiyetle, güçlü bir pedagojik yaklaşım ve sağlam bir müfredatla anlam kazanır. Disiplini, sürekliliği ve doğru yönlendirmeyi merkezine almayan bir eğitim anlayışının kalıcı olamayacağına inanıyorum.

İşte bu inançla yola çıktık ve Music Office Akademi’yi kurduk. Amacımız, müziği sadece çalınan ya da söylenen bir şey olmaktan çıkarıp; öğrencinin kişisel gelişimine, estetik algısına ve yaşam disiplinine katkı sağlayan bütünlüklü bir eğitim alanına dönüştürmekti.

Bugün Atatürk Caddesi’ndeki mağazamız ve Vişnelik’teki akademimizle, her yaştan öğrenciye aynı disiplin, aynı özen ve aynı tutkuyla müzik eğitimi sunuyoruz. Teoriden pratiğe, temel eğitimden ileri seviyeye uzanan bu yolculukta, müziği bir meslek, bir ifade biçimi ve hayat boyu süren bir yol arkadaşlığı olarak görmeye devam ediyoruz.

Akademide hangi yaş gruplarına eğitim veriliyor?

Piyanoya 4–5 yaşından itibaren başlıyoruz. Çünkü küçük yaşta öğrenme çok daha verimli. Ama bu yaş grubuyla çalışmak ayrı bir uzmanlık ister. Pedagojik formasyonu olmayan biri 4 yaşındaki bir çocuğa ders veremez. Bizim tüm öğretmenlerimiz bu konuda donanımlı. Oyunla, müzikle, bağ kurarak eğitim veriyoruz.

Akademide hangi branşlarda eğitim alabiliyor öğrenciler?

Keman, piyano, gitar, bateri, yan flüt, şan gibi birçok branşta eğitim veriyoruz. Tüm programlarımız Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı. Öğrencilerimiz sertifika programlarına giriyor, sınavlara katılıyor ve bakanlık onaylı belgeler alıyor. Hatta isteyenler için bu süreç bir mesleğe dönüşebiliyor. Usta öğretici olup eğitim verebiliyorlar.

Öğrenciler aldıkları eğitimi sahnede sergileyebiliyor mu?

Evet, bu bizim için çok önemli. Hafta sonları dinletiler yapıyoruz. Bahar aylarında büyük konserler düzenliyoruz. 4 yaşından 70 yaşına kadar öğrencilerimiz sahneye çıkıyor. Bir çocuğun yüzlerce kişinin önünde alkışlanması, özgüvenine inanılmaz katkı sağlıyor. Müzik sadece nota değil; kendini ifade etme biçimi.

Son olarak, sizi bu kadar yıl ayakta tutan şey neydi?

Samimiyet ve mesleğime duyduğum saygı. Burası benim için bir ticarethane değil. Burası benim mesleğim. Ben müzisyenim. Ve bunu bilinçli, doğru ve aşkla yapıyorum. İnsanlar bunu hissediyor. Sanırım bu yüzden Music Office hâlâ ayakta ve büyümeye devam ediyor.